Content Editor, Author and Cartoonist

Sincaplar Güzeldir Ama İnsanlar Asla

Haziran 7, 2017 by kategori Öyküler etiketler , , ve de 0 ve 33
Home > Blog > Öyküler > Sincaplar Güzeldir Ama İnsanlar Asla

Saatin kaç olduğundan haberim yoktu… Bunu önemsemediğimi söyleyemezdim ama yetişilmesi gereken yere yetişebilecek vaktim vardı hâlâ… Misafirim vardı şu an evde ama… Ayağına bir terlik vermeliydim onun her şeyden önce… Ona ancak bir kaç saatimi ayırabileceğimi söylemiştim; geldi yine de… İstediği “sıradanlık” haplarından getirdim bir adet ve bir bardak su; sonra anlatmaya başladı trajedisini! Mır mır mır, aynı şeyler yine işte! Çok uzatmaz umarım diye geçiriyordum aklımdan, yetişilmesi gereken yere yetişemezsem bunun “derdi” yüzünden; canım sıkılırdı çok…

“Öncelikle bahsetmek istediklerim var…” diyerek söze başladı… Gerçi, ağzını açtığını görmedim… Sakalı engeldi buna… Bahsettikleri, başka şeylerle oyalanmama engel olacak türden şeyler değildi… Kendisi de zaten benimle bu konuları genellikle; üçlü prize ütünün fişini taktığım zamanlarda konuşmayı tercih ederdi…

Bir ara kalktım, mutfaktan meyve getirdim… Tabakla önüne koydum… Renk ve kokularından anlaşılıyordu, tazeydiler… Dokunmadı hiçbirine… Ben götürdüm bir kaç mandalina, n’apıyım! Pencere açıktı; perdeyi çekmemiştim… Dışardan bir sinek içeri girdi… Sinek tabaktaki elmaların birinin üzerine kondu… Hey! İşte sonunda! Saatlerdir konuşuyordu ama dudaklarını kıpırdattığını nihayet seçebildim…

“ Kalabalık; güçsüz olduğunu bile bile, sıkıntıyla, yorgun ama inançlı ilerliyordu…”

Ne sayıklıyor bu, diye düşündüm… Şimdi fark ediyordum; dinlemiyordum onu, deminden beri ne anlatıyordu bu herif acaba… Çok fazla önemli değildir herhalde… Sustu; konuşmamı bekliyordu, gözlerini üzerime dikmişti… Benzeri durumlarda söyleye geldiğim sözleri sıraladım hemen… Her zaman için işe yarar öğütlerdi:

“Kendine zarar verebilecek işlerden kaçınmalısın… Babalar, bebekleri kollarındayken; sadece çocuklarına gülümseyip, onlara oyuncaklar almayı düşünmelidir…”

“Bilirsin, içimde bir istek vardı hep… Defterin kayıp sayfasını bulmak, olmadı o sayfayı kendim yazmak için…”

“Yazsan yazsan pastoral şiir yazarsın sen anca… Bu da kimsenin işine yaramaz… Lütfen bak; adam ol, dur iki dakka yerinde…”

Benzer Yayınlar  Depo

Esrarlı bir hava estirmeyeceğim… Sıradanlık hapları yine işe yaramıştı, memnuniyetsizliği geçiverdi bir kaç güne kalmadan… Parmak izini; iş yerinden verdikleri ajandanın sayfalarında gizliyor bir süredir… Şu var ama gözlerine lens takması bana bile dokundu… İyice açıldı; saçlarını bile jöleliyor artık… Çizgili gömleğini giyip, floresan lambayla aydınlatılan iş yerine gidiyor her sabah… Oldum olası hiçbiri birbirine benzemeyen günler geçirme inadındaydı oysa… Burnunu çekti şöyle bir ve masasına kurulur kurulmaz ortamdaki insanların hangilerinin koltukaltı kıllarını kesmiş olduğuna hükmetmeye çalıştı… Günlük ahlaksızlıklarından başlıcasıydı bu… İş arkadaşlarını bir gün evine pilav yemeye çağırmayı düşündü… Evinde bir slayt makinesi vardı; derme çatma bir şeydi… Eskicide bulmuştu… Onlara saatinin vidalarını çıkarırken çekindiği resimlerini izlettirme isteği duydu; yaka kartındaki vesikalık fotoğrafa gözü iliştiği an… Sonra tüm bunlarla hiç alakası olmayan bir şey yaptı… Cebinden 0.5 uçlu kurşun kalemi çıkardı… Masanın üstündeki 0.7 uçların birini eline aldı… Ucu kalemine takmaya çalıştı… Başaramadı… İşi buydu, mesaisi başlamıştı…

Yorum Gönder

2017 © Feridun Demir